Şamataları görmek için üye olmalısınız. Son mesaj - Görüntülenemiyor
Derinkuyu
Derinkuyu İlçesi İçindeki Yerleşim Yerlerinin Hane ve Nüfus Sayıları
Yerleşim Yerleri
Hane sayısı
Nüfus
1997
2000
Artışı (%)
Derinkuyu Belediyesi
2.144
8.857
11.203
26,5
Suvermez Belediyesi
855
1.977
2.610
32,0
Yazıhöyük Belediyesi
700
2.733
3.635
33,0
Çakıllı Köyü
245
1.204
1.314
9,1
Doğalar Köyü
210
938
1.069
14,0
Güneyce Köyü
70
320
825
157,8
Kuyulutatlar Köyü
280
1.286
2.021
57,2
Özlüce Köyü
250
1.335
1.527
14,4
Til Köy
210
721
945
31,1
Derinkuyu İlçesi Toplamı
4.964
19.371
25.149
29,8


Nevşehir ve Niğde karayolu üzerinde eski adı MELAĞOPİA ve yeni adı DERİNKUYU Nevşehir’e uzaklığı 29 km. Niğde ye uzaklığı ise 70 km de kurulmuş Nevşehir’in bir ilçesidir. Derinkuyu’nun batısında ilçeye 15 km uzaklıkta KERVANSARAY yolu üzerine kurulmuş, ismini Han olarak bildiğimiz Kervansaraydan almış Ertaş dağının güneyinde,bizim köyümüz Doğala köyü ? Doğala köyü' nün bağlı olduğu Derinkuyu ilçesine uzaklığı 15 km. Eski adı Topada yeni adı ACIGÖL ilçesine 22 km dir. Doğala köyü' nün komşuları: Kuzeyi Ertaş Dağı,Güneyi Kuyulu Tatlar,Doğusu Çakıllı Köyü,Batısı Kurugöl kasabası ile çevrilidir. Tarihi : Kapadokya olarak bildiğimiz alan içerisinde,ilk insan yerleşim yerlerinden olup M.Ö.5500 inci yıllar arasında Genç Neolitikler yerleşmiştir. Daha sonra M.Ö. 5000' le 3000 yılları arasında Katolik'ler yaşamışlardır. M.Ö. 3000 ile 2000 yılları arsında eski Tunç Çağı arasında değişik milletler yaşamışlardır.Gerekçe olarak kayıtsız yapılan kazılarda bulunan eşyalardan belli olmaktadır. M.Ö. 2000 - 1750 yılları arsında Kuzey Mezopotamya' da yaşayan Asur' lu tacirler, Anadolu’da Kayseri ve HATTUŞ' da, KARUMLA ticaret merkezleri kurarak buralara çeşitli kültür ve sanatı getirmişlerdir. M.Ö. 2000 başlarında Avrupa’dan Kafkasya üzerinden geçerek Kapadokya’ ya yerleşen Hitit' ler olmuştur. Hititler halkla kaynaşarak buralarda Hitit İmparatorluğu kurmuşlardır. Anadolu’da yaşayan Hitit'ler 600 yıl sonra Balkanlardan gelen M.Ö. 1200'lerde Balkanlardan gelen Figir’ler bütün Hitit İmparatorluğuna ait yerleşim yerlerini yerle bir etmişlerdir. M.Ö. 800' lü yıllarda Genç Hitit Kırallıkları ortaya çıkmaya başlamışlardır. Yeni adı Acıgöl olarak bildiğimiz eski adı Tobada Tabal adlı biri kırallığını kurmuş ve Tobada adını o kıralın isminden almıştır. Daha sonra M.Ö.700'inci yıllarda Kapadokya bölgesi Kimmer'ler tarafından işgal edilmiştir. M.Ö.610-680 yıllarında Asur kıralı,Asur hana yenilerek tarihten silinmişlerdir. M.Ö.600-610'lı yıllar arasında İran'dan gelen Kıral Kyvares liderliğinde MED orduları hakimiyeti altına girmiştir. MED ordularını M.Ö.550 yıllarında Pers İmparatur’u (II)ikinci Kyvares tarafından yıkılarak,Persler ‘in eline geçmiştir. M.Ö.330'lı yıllarda Mekadonya kıralı (III)'inci Aleksandıra ise Persler’ in egemenliğine son vermişlerdir. M.Ö 17’li yıllarda Roma lıların eline geçti,Roma İmparatoru Tiberos tarafından Kapadokya Roma eyaleti olarak yönetilmeye başlandı. Romalılar bu bölgede LEJYON adında iki tane askeri birlik kurarak çeşitli milletlerin istilasından korunmuşlardır. Bu dönemde dini etkinlikler yükselerek Rahipler yönetimine geçmiş ve Kaya oyma kiliseleri öne çıkarmışlardır. M.S.200'inci yıllarda,Bizansların eline geçmiştir,M.S.600 lü ve 730 lı yıllarda,Araplar tarafından işgal edildi Uzun süren mezhep çatışmalarından sonra (III) üçüncü LEON un,Müslümanlık’dan etkilenerek ikonaları yasaklaması ile bu bölgede çatışmalar doruk noktasına ulaşmıştır. Bazı Keşişler Kapadokyaya yerleşmişler İkonlar'dan yana olanlar,dinlerini rahat yaşayabilmişlerdir,taki 800 ila 1000 li yıllara kadar devam etmiştir. M.S 1071 de Selçuklu Hakanı Alp Arslan'ın Ronanus Digojen'i yenerek esir alması ile Bizans ın çöküşü başlamıştır.1080' li yılarda Konya yı başkent yaparak Selçuklu Devleti Süleyman Şah tarafından kurulmuş oldu. 1082 de Kayseri fetih edildi,böylece Kapadokya bölgesi Selçukluların eline geçmiş oldu. Selçuklu dönemi uzun süre devam etti daha sonra Kapadokya Bölgesi Osmanlı İmparatorluğunun eline geçti. Yöre halkı her iki dönemde huzurlu bir hayat yaşadı. Nevşehir Damat İbrahim Paşa dönemine kadar küçük bir köy idi,NİĞDE Sancağına bağlı idi. Damadı İbrahim Paşa zamanında, Nevşehir, Gülşehir, Avanos, Ürgüp imar hareketine başladı, yeni gelişmeler oldu, Gerek Selçuklular gerek Osmanlılar Hıristiyanlara hoş görülü davranarak,onlara yaşam hakkı tanıyarak, Hıristiyanlarda kendi dinlerini yaşamışlardır. Derinkuyu Ortodoks Kilisesi, Suvermez Kilisesi, Kızılcin Kilisesi, Gülşehir Dimitrus Kilisesi' ni bu dönemler de inşa etmişlerdir. Kapadokya yöresinde bilinen 150 ile 200 tane olduğu tahmin edilen, Yer altı şehri var olduğu bilinmektedir. Yer altı Şehirlerinde M.Ö. 3000 li yıllarda yaşamışlardır. Yukarıda belirtilen tarihleri Doğala Köyü' de devre devre yaşamıştır. Doğala Köyünün kendi arazileri içerisinde bildiğimiz eski yer altı ve yer üstü yerleşim bölgelerinin azda olsa bildiğimiz kadar izahını vermeye çalışacağım. Ertaş yaylasında Büyük Kuyu olarak bildiğimiz yerde Roma dönemine ait harabeler,ve burasında yaşlıların anlattığına göre yer altı kilisesinden bahsedilmekte ayrıca bu anılan yerde büyükçe bir heykel olduğu söylenmekte, bahsedilen heykel şu anda Kayseri Müzesinde mevcut, İcik Köyünden götürülmüş ve Müzenin envanter defterinin 19'inci sayfasında kayıtlıdır. 1933 Yılında 4500 liraya satılmıştır. Köyün Kuzeyinde Tıraz olarak adlandırdığımız çok büyük bir Yer Altı Şehri,bu şehrin kendine özgü özelliklerinin olduğunu bilmekteyiz. Kendisine ait Kilisesi, Hayvanlar için Ahırı, İnsan yaşaması için odaları ayrıca içinde kullanmak için Su Kuyusu mevcuttur. Yine Tıraz’a yakın Çakmak Mevkisinde yeni bir Yer Altı Şehri vardır. Burasının zemini sert olduğundan, yapısı Tıraz dan biraz değişik içerisi dolu olduğundan büyüklüğü ve özelliklelileri bilinmemektedir. Köyün Doğusunda Kaya veya Delikler diye adlandırdığımız yerde Taşın Güney yönündeki Delikler dediğimiz yerler zamanın tedavi amaçlı kullanılan birer Hamamı imiş, kayanın önünde ve güneyinde bazısı açılmış bazısı erozyondan dolmuş evler olduğu bilinmektedir. Su atan dediğimiz yerde yerleşim yerleri vardır. Buna paralel olarak kemerin Taş diye adlandırdığımız yerde yaşanmış olmakla beraber çok bildiğimiz Yapılı kale, Kalenin özelliği kendisine bağlı yerleşim birimlerini gözetleyip koruma amaçlı ayrıca bir Savunma Kalesi olarak bilinmektedir. Etrafında yerleşim yerleri olarak Evler mevcuttur. Bu Kalenin etrafındaki yerleşim yerlerine hükmettiği sanılmaktadır. Köyün Batı kısmında Burunlar Mevkisinde bir zamanlar yaşanmış buna paralel olarak yayla da yaşanmış Başkeler ve Gevurcuk Kalesinde de bazı milletler yaşamışlardır. Harabelere ve Mezarlara rastlanmaktadır. Bu güne kadar Tuzla olarak bildiğimiz Yer hem Yeraltında hem Yer üstünde yaşam izleri mevcuttur. Ayrıca Tuzlaya ait yer altı deliği olarak üç tane kuyunun varlığından söz edilmektedir. Bahsedilen Kuyuların iki tanesinin yeri tespit edilmiş bir tanesi bilinmemektedir. Bu kuyular mevcut yer altı Şehrinin Havalandırılmasını Sağladığı bilinmektedir. Köyün içerisinde bazı yerlerde ve kalın tırman dediğimiz mevkide de buna benzer yer altı yerleşim yerleri mevcuttur. Kapodokya gibi değişik evrimler geçiren Doğala köyü de birçok medeniyetlere vatan olmuştur. En kısa yoldan milletlerin kalıntı izlerinden yola çıkarak Doğala Köyünün Tarihini açıklamaya çalışacağız. M.S.650 ile 750' li yıllarda Arapların Anadolu’yu işgalinde olsa gerek Örenler veya Kuyu deresi dediğimiz mevkiye kurulmuş bir Acem köyünün varlığı gözlenmektedir. Yalnız bu Köy Tuzla daki Köye paralel toprak üstüne imar edildiği sanılmaktadır. Bulunan mezar taşlarındaki yazılardan anlaşıldığına göre yaşayanların Acem olduğu anlaşılmaktadır. Tuzla ile Ören lerin birbirine yakın olması şu ayrıntıdan belli olmaktadır. İmam Kuyusunun suyu Kızıltoprak ın tepesindeki hala duvarları belli olan bir havuzdan zamanın taş döşeme olukları ile iki kola ayrılmış bir kolu Sümbül damı yolu ile kara taştan geçerek Örenlerdeki insanların su ihtiyacını sağlamış, diğer bir kolunda bu günkü köyün İçerisinden geçerek Tuzla daki insanların su ihtiyacını sağlamıştır. Daha sonra SEKİ YURT dediğimiz bölgede bir millet yaşamış bunların da ACEM veya TÜRKMEN olduğu sanılmaktadır. Bu insanların mezarlıkları da TAKIRDAĞIN arkasında ve KÜPÜN başlarında kalıntıları mevcuttur. Hala buradaki tarlalardan mezar taşları çıkmaktadır. Yukarıda anılan Takırdak ismi bu günkü köyün batısında kurulmuş olan bir alarım sistemidir. Savaş anında Ve tehlike anında kullanılmıştır. Büyüklerimizden duyduğuma göre kemere benzer bir dizi taştan kurulmuş İnsan tarafından ayak hareketi ile sallanarak TAK TAK diye ses çıkarırmış bundan dolayı bu bölgeye TAKIRDAK ismi verilmiştir. İşte günümüze yetişen ilerisini bilmediğimiz Tarihi Kervan Saray olarak bildiğimiz KONYA dan KAYSERİ ye kadar uzanan çok sayıdaki HAN lardan bir tanesi de köyümüze ismini veren DOĞAN HAN veya DOĞALA HAN’ dır. Kesin olmayan bir durum daha vardır ki Nevşehir Askerlik Şubesi’ndeki şu veriye şahsen ben tanık oldum, isteyen sorabilir. Bugünkü bizlerin Yapılı Kale olarak bildiğimizKalenin ismi DOĞU KALA diye Geçmektedir. Şunu aklımızdan çıkarmayalım ki Köyümüzün ismi DOĞALA veya DOĞU KALA veya DOĞAN HAN bu üç isim üzerinde birleşmek gerekir. Yukarıda gerek tarihler,gerek milletler Doğala köyünü evrim evrim yaşamasındaki ana unsur olarak şu özellikleri gözlemekteyiz. Evliya Çelebi’nin de seyehatnamasindeki bir deyimden bahsetmeden geçemeyeceğim. Evliya Çelebi yazısında şunu belirtmekte,gezdim Ertaş Yaylasını kokladım mis kokan Ardıç kokusunu Tattım Ahlat'ın tadını seyrettim o güzelim kayın ağaçlarını,işte köyün neden defalarca bu bölgeye kurulup yıkıldığı ortaya kendiliğinden çıkmaktadır. Doğala köyüne yaşam veren bu Ertaş kimlere nimetini sunmamış ki,çevredeki komşu köylerden tutunda NEVŞEHİR'li Damad İbrahim Paşanın kaynattığı aş kazanına kadar yakacak odununu temineden bu Ertaş Yaylası Aşiretine,Türkmen’ine,Kervanına,Tacirine ekmek olmuş su olmuş,derdine deva olmuş,yastık, yatak, yorgan olmuş,kimine Ana kimine Yar olmuş ve bugün de bize Vatan olmuş. İşte Ertaş'ın geçmiş tarihlerde,Meşe başta olmak üzere çeşitli ağaçlarla kaplı büyük bir orman olduğunu göstermektedir.Bundan dolayıdır ki tarihin her sahnesinde bu bölgelerde birçok Milletler,Kavimler ve Kabileler Ertaş’a sahip olabilmek için mücadele vermişlerdir. Bugün ise günümüze yetişen koskoca Ertaş yaylasından sadece 600 hektar Meşe vardır. Devletin el attığı halde yaşatmak gitgide zorlaşmaktadır. Hala Doğala Köyüne yeşili sağlayan azda olsa Meşe,Ardıç,Yabani erik ve Çöplü armudu ayrıca Dedelerimizden bize kalan Bağları,İnsan hizmeti yapılmadan arazide yetişen çeşitli ağaçları vardır. Sanki gelmiş geçmiş İnsanlar talan etmişte bugünün insanları bizler onlardan çokmu farklıyız, hala talana devam etmekteyiz. Soruyorum buna kendimde dahil bugüne kadar kaç tane ağaç yetiştirdik,tam tersi sürekli var olanı yok ediyoruz. Dalı bağdan,Meşeyi ormandan. Daha yirmi yirmi beş yıl öncesine kadar çevre köyler bize kıpta ile bakarlarken biz kendi nimetlerimizin değerini bile bilemedik. Ertaş daha ne versin Ekmek vermiş Su vermiş,Ana vermiş,Yar vermiş. Bakarak gezersen her kültürü her tarihi doğada ne kadar güzellik varsa deniz hariç hepsini görebilirsin. Ey benim karındaşlarım doğup büyüdüğün Köyünü küçümseme,kimseye söz söyletme Köyünü küçümsedikçe sen küçülürsün ele söz söyletirsen sen bükülürsün. Burada bugünkü Doğala Köyünün kuruluşundan Tarihinden biraz bulup bildiğimiz kadarından bahsedelim Buna kaynak olarak köyün yaşlı komşularından,birazda resmi birimlerden yararlanarak Köyün tam olarak Tarihini yansıtmasada bu kadarı ile yetinmek zorundayız. Öncelikle Köyümüzdeki yukarı Camide bir tarih dir. Fakat bugünkü mevcut Caminin yerinde,biraz doğusunda Bir eski Caminin varlığından bahsedilmektedir. Buna paralel olarak yukarı çeşme de ilk yapılan çeşme olmadığı bilinmektedir. İlk çeşmenin ketiriçi dediğimiz mevkide olduğunu büyüklerimizden öğrendik,bahsedilen çeşmeden bugünkü çeşmeye getirilen kitabedeki eski Türkçe ile yazılmış Tarih şunu göstermekte 1633 bugünkü çeşmenin kitabesinin Tarihi ise 1753 işte buda şunu göstermektedir. Köyümüzün Tarihi 1600 lü yıllara tekabül etmektedir. Çeşmedeki tarihi baz aldığımız takdirde Köyümüz 367 yıllık bir Tarihe sahiptir.Tabiki bu çeşme aynı yılİçerisinde yapılmış olamaz şunu kabul etmek zorundayız, Köyümüz 370 ila 400 Yıllıktır. Osmanlı Padişahlarından yola çıkarsak, Osmanlı sultanlarından Sultan Mustafa Han dönemine veya hepimizin övgü ile tanıdığımız,kahramanlığı ile şanlı Tarihimize destanını yazdıran GENÇ OSMAN HAN dönemlerine tekabül etmektedir. Gerek yukarı çeşme gerek aşağı çeşme defalarca yıkılmış ve tadilat görmüş bügün ise hala doğal yapısı ile bize niğmetini sunmaktadır. Her iki çeşmenin Kitabesindeki Tarih aynıdır 1753, ayrıca yukarı caminin bugünkü kapının üzerindeki Hicri1282 dir. Yine bugünün Hicri Tarihi ise 1423 dir. Buda şunu göstermektedir. Yukarı Cami 141 seneliktir. Yalnız tutarlı değildir. Tutarlı değildir dememdeki gaye günümüze yetişmiş yaşlılarımızdan kendi geçmişlerine ışık tutacak bir önceki yaşlılardan Köyümüzün geçmiş Tarihi ile ilgili bir bilgi alamamışlar. Bu kadar bilgi ile yetinmek zorunda kalmaktayız. Köyümüz MS 1600 li Yıllarda kurulmuş ve 400 yıllık bir geçmişi vardır. Yukarıda belirtilen tarihe kadar Köyümüz değişik kavimler ve Milletler birçok defa buraya yerleşmiş ise de gerek savaşlar gerek göçler,salgın hastalıklardan dolayı boşalmış dolmuş. En son olarak bugünkü Doğala Köyü 1600 lerde bugünkü mevcut sülaleler tarafından kurulmuştur.

Nevşehir İli'nin Derinkuyu İlçesi, Doğala Köyü'nde bulunan Doğala Han, Selçuklu döneminde yapılmış ve Konya'dan gelerek Aksaray ve Derinkuyu'dan geçerek Yeşilhisar üzerinden Kayseri'ye ulaşan kervan yolu üzerindedir. 
     Bu yol aynı zamanda Roma döneminde Aksaray'dan çıkıp, Bekarlar, Doğala, Yazıhöyük, Derinkuyu ve Soğanlı'dan geçerek Kayseri'ye uzanan Roma yoludur. Bu yolun bir bölümünün kalıntıları Doğala Köyü ile Yazıhöyük arasında ayaktadır.
      Doağal Köyü'nün güneydoğusunda bulunan Doğala Han, Derinkuyu ile Doğala'yı birbirine bağlayan asfalt yolun hemen güneyinde, köy mezarlığının içerisinde yer almaktadır. Bugün harabe durumunda olan Doğala Han'ın avlu bölümünün kaplamaları tamamen sökülmüş olmakla beraber, kısmen beden duvarları günümüze gelmiştir. Avlu ve kapalı bölümde mevcut olan destekler bize yapının destek sistemi hakkında bilgi verir. Duvarlarının yer yer toprak altıında kaldığı görülen yapının örtü siteminde, eldeki veriler doğrultusunda sivri tonoz kullanıldığı söylenebilir. Moloz taş örgü, düzgün kesme taş kaplama olarak inşa edilmiş yapı, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Kuzeydeki kapalı bölüm ve güneydeki avlu olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Portalı günümüze gelmeyen avlu bölümü, doğu-batı ve güneyde ard arda yerleştirilen payeler üzerine atılan sivri kemerlerle biçimlenen revak sitemi ile üç yönden "U" biçiminde kuşatılmıştır. Avlu bölümünde olduğu gibi kapısı günümüze ulaşmayan kapalı bölüm, mevcut verilerden anlaşıldığı üzere; dört sıra dörder paye ve duvar payeleri üzerinde doğu-batı doğrultusunda atılan kemerlerle enlemesine beş sahına ayrılmış ve bu sahınlar eksende, ters yönde atılan kemerlerle biçimlenen boylamasına bir sahınla kesintiye uğratılmıştır. Herhangi bir kitabesi bulunmayan Doğala Han, plan tipi ve yapım tekniği açısından Selçuklu dönemi hanlarından olmalıdır.
    
Bölgemizde blunan Türk-İslam eserleri içinde önemli yere sahip olan Doğala Han, ne yazık ki yıllarca süren bakımsızlık ve ihmal yüzünden yok olmaya terk edilmiş ata yadigarlarındandır. Türklüğün Anadolu'ya vurduğu bir mühür olan bu eserin onarılarak ayağa kaldırılması ve gelecek nesillere aktarılması, milli kültürümüzün korunması ve milli kültürümüze sahip çıkılması yönünde büyük katkılar sağlayacaktır.
-Nevşehir Müze Müdürü Halis YENİPINAR'ın makalesinden alıntı yapılmıştır.
Hatıra GÜLER-Doğala İlköğretim Okulu Müdürü

MKP&Asyacan